TARİH KİTAPLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TARİH KİTAPLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2018 Pazartesi

Nasil Öldürüldüler - Ahmet Efe

Öldürülenlerin tarihi ile ilgili bu çalışmada yeryüzünde kanı dökülen ilk insan olarak bilinen Habil'den başlayarak yaşadığımız günlere kadar geçen sürede içinde öldürmek suretiyle hayatına son verilmiş 156 şahsın kısa biyografileri ve son ablarının ibretamiz hikayeleri anlatılmıştır.

(Arka Kapak)

İNDİR ve OKU

28 Ocak 2018 Pazar

Türkiyede Milli Şef Dönemi (1938-1945) - Cemil Koçak

Koçak’ın iki ciltlik araştırması, Atatürk döneminin son siyasal tecrübelerinden Savaş’ın bitimine dek uzanıyor: Türkiye, dış politika açısından “netameli” ve bir dönemi geride bırakmış; iç siyasal gelişmeler, bugün bile izleri silinmemiş karar, uygulamalarla biçimlenmiş, iktisadî alanda önemli değişimler yaşanmıştır. Birinci cilt, Atatürk - İnönü ilişkileri ve çatışmalarından başlayarak, Bayar hükümeti, İnönü’nün geçmiş dönemle hesaplaşmaları ve Savaş yıllarının dış politika stratejileri üzerinde yoğunlaşıyor.

İNDİR ve OKU

Türkiyede Çok Partili Hayata Geçiş - Taner Timur

Çok partili hayata 1945'te geçtik. 

Ocak 1946'da kurulan Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara geldi. 

Böylece "demokrasi"ye geçmiş mi olduk? 

1960'larda siyasal rejimimizi "biçimsel demokrasi","Filipin demokrasisi", "cici demokrasi" gibi sıfatlarla niteleyen eleştirilere bugün yenileri de katılmış bulunuyor. "46 Hareketi" bir "karşı-devrim" miydi? 

Rejimimizi neden "ara rejim"siz işletemiyoruz? Yoksa Türk Demokrasisi'nin bir "ilkelgünahı"mı vardı? "1946 Ruhu"bir efsane miydi? DP'nin kuruluşundaki "muvazaa" tartışmalarının, "müfritılımlı" ayrımlarının bugünkü "takiyye" tartışmalarının andıran bir yönü var mıydı? 

Ülkeyi İkinci Dünya Savaşı'nın dışında tutan İnönü, ilk özgür seçimlerde iktidardan neden kovuldu. 

İşte yanıtlarını ancak 1946-1950 dönemini bütün boyutlarıyla inceleyerek verebileceğimiz temel bazı sorular... 

Bu yapıtı, yukarıda dile getirilen sorular etrafındaki kuşkularınızı giderinceye kadar elinizden bırakamayacaksınız.

İNDİR ve OKU

Türklerin Soy Kütüğü - Ebülgazi Bahadır Han

Bu eser Türklerin menşeine dair bir eserdir. Çingiz Han sülalesinden Havarezmli Arab Muhammed Han oğlu Ebu’l-Gazi Bahadır Han tarafından H.1074/M.1664 tarihinde yazılmıştır.

Bahadır Han, bir padişah olduğu halde milletinden liyakatli birini bulamadığından ve neslin zayi olmaması hususundaki hassasiyetinden dolayı, bu eseri bizzat yazmıştır.

Mukaddimesinde şöyle demektedir: ‘Hiç kimse zannetmesin ki, ben bu kitabı kendi neslimi yükseltmek için, hakikati bozarak yazdım. Zaten Hakk beni mümtaz yaratmıştır, buna ihtiyacım yoktur. Ben bütün hakikati olduğu gibi yazdım. Tanrı bana özel olarak üç şey verdi:
1-Askerlik fenni, kanun ve nizamları, orduya kumanda etmek sanatı, bir orduyu yürütmek ve harp nizamına sokmak, dostlar ve düşmanlarla söyleşmek;
2-Her türlü şiir ile Türk, Arap ve Acem dillerini;
3-Moğolistan, Turan, İran ve Arabistan’da hüküm süren padişahların tarihini bilmek.
İran, Irak ve Hindistan’da benim kadar şair yok dersem yalan söylemem; fakat gezdiğim ve ahvalini işittiğim yerlerin hiç birisinde Müslüman veya kâfir, benim gibi asker görmedim ve duymadım’.

Hive Hanları arasında en ünlüsü kabul edilen Ebu’l Gazi Bahadır Han, aynı zamanda şair, âlim ve tabiptir. Tıp konusunda Menâfîül Însân adlı bir eser kaleme almış olan Ebu’l Gazi Bahadır Han’ın çok daha meşhur ve halen kaynak olarak önemi yadsınamaz iki eseri ise Türk tarihi ile ilgili Şecere-i Terakime ve Şecere-i Türk’tür.

İNDİR ve OKU

Türkiye Tarihi - Hamit Bozarslan

Tarihçi ve siyaset uzmanı Hamit Bozarslan, 13. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun ve Selçuklu Devleti’nin kalıntıları üzerine kurulan ve yedi yüzyıla yakın hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi üzerinden günümüz Türkiyesi’ni anlamaya çalışıyor. 

Bir dünya imparatorluğu ve mutlak bir Müslüman gücü olmayı başaran bu sıradışı devletteki sürekliliklerin, aynı zamanda yüzyıllar içindeki sert kopuşların izini sürerek, “Türkiye tarihi” denen karmaşık konuyu, kendi özgüllükleri içinde olduğu kadar başka mekânlarla etkileşimleri ve bağımlılıkları içinde de ele alarak tartışıyor. 

Bozarslan, Türkçe baskıya yazdığı önsözle, ayrıca bugün siyaset gündemimizi belirleyen dinamikleri anlamamızı sağlayacak önemli ipuçları veriyor. “Türkiye’de ‘toplum yaratmak’, geçmişteki İttihatçı teşebbüslerin yenilgisini kabul ederek, etnik, inançsal, politik ve ‘uygarlıksal’ çoğulculukların meşruluğunu –bunların güncel kamusal sahnede ifade ettikleri kopukluklarla birlikte– nihayet kabul etmeyi gerektirir.

Türkiye’nin, bütün 19. ve 20. yüzyıllar boyunca sıklıkla ve şiddetli bir şekilde zemini olduğu radikal başkaldırıların yeni dalgalarını önlemesini, biçimsel kurumsal çerçevelerin ötesinde, sadece radikal biçimde yeniden tanımlanmış bir demokrasi sağlayabilir.”

HAMİT BOZARSLAN

İNDİR ve OKU

Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi - Borisoviç Lutskiy

Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilen, önde gelen Arap tarihi uzmanlarından Vladimir Borisoviç Lutskiy'nin (1906-1962) kaleme aldığı Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi, Arapların sistematik bir tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişimlerden biridir. Lutskiy bağımsız bir tarih disiplini olarak Arap ülkelerinin modern tarihi alanındaki eğitimine 1930'larda başladı. Kendisini tamamen konusuna adamış hevesli biri olarak, yeni yollar denemekten hiçbir zaman çekinmeyen yazar, haklı olarak Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilir.

Lutskiy, Arap ülkelerinin tarihinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başındaki I. Dünya Savaşı'na kadar uzanan yaklaşık 500 yıllık bir dönemini ana hatlarıyla ele alır, nirengi noktalarını verir; Arap tarihini sistematikleştirir ve genelleştirir. Lutsky Marksist bir bakış açısıyla yazar. Avrupa devletlerinin sömürgeci politikalarını şiddetle eleştirir ve bu onların Doğu'daki varlıklarının bölgenin kaderi üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koyar.

İNDİR ve OKU

25 Ocak 2018 Perşembe

İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi (1453-1566) - Minna Rozen

Minna Rozen İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi'nde, Konstantinopolis'in Rumca konuşan Romaniot Yahudi cemaatinin, İber Yahudilerinin gelişiyle uğradığı dönüşümü gözler önüne seriyor. İspanya ve Portekiz'den kovulan İber Yahudilerinin İstanbul'a sığınmasıyla, etnik açıdan çeşitlilik gösteren, yerinden edilmenin travma ve izlerini taşıyan bir Osmanlı topluluğu haline gelen İstanbul Yahudi cemaatinin çok katmanlı tarihiyle karşı karşıya kalıyoruz. 

Bu cemaatin kültürel ve toplumsal değerleri üzerindeki Osmanlı etkilerinin de izini süren Rozen'le birlikte, Osmanlı tarafından fethedilmiş İstanbul semalarında hayali bir kuşun kanatlarında bir yolculuğa çıkıyoruz adeta. 14. yüzyıl sonunda nüfusu günbegün azalan, adeta can çekişmekte olan Konstantinopolis'in de İstanbul'a; başka deyişle, emperyal bir güç olarak sahneye çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentine dönüşümünü Yahudi cemaatinin tarihiyle birlikte adım adım izlediğimiz bir yolculuk bu.

İNDİR ve OKU

İttihat ve Terakki - Tevfik Çavdar

Önsöz 

Günümüzde bilgi bir yandan en önemli değer haline gelirken diğer yandan da artan bir hızla gelişiyor, çeşitleniyor. Ama katlanarak büyüyen bilgi üretiminden yararlanmak, özellikle gündelik yaşam kaygılarının baskısı altında, zorlaşıyor. 

Her şeye rağmen bilgiye ulaşma çabasını sürdürenler için de imkânlar pek fazla değil. Ayrıca, özellikle Türkiye gibi ülkelerde bir konuda kendini geliştirmek ya da sırf merakını gidermek için herhangi bir konuyu öğrenmek isteyenlerin şansı çok az. 

Üniversitelerimiz, toplumumuzun yetişkin bölümüne katkıda bulunmak için gerekli imkânlardan yoksun. Cep Üniversitesi kitapları işte bu olumsuz ortamda, evlerinde kendilerini yetiştirmek, otobüste, vapurda, trende harcanan zamandan kendileri için yararlanmak isteyenlere sunulmak üzere hazırlandı. 

20. yüzyıl Fransız kültür hayatının en önemli ürünlerinden olan, bugün yaklaşık 3000 kitaplık dev bir dizi oluşturan "Que saisje ( Ne Biliyorum?) dizisini İletişim Yayınları Türkçe ye kazandırıyor. iletişimin Cep Üniversitesi, bu büyük diziden seçilmiş,

İNDİR ve OKU

Hilal ve Haç - Abdullah Ziya Kozanoğlu

Bacaklarına koyun pöstekileri sarılmış gibi iri ve kıllı ayak bilekleri ile yerleri koca beygirlerin üzerindeki korkunç adamları, Haron Levi çipil gözleriyle küçücük görmek gafletinde bulundu.

Bu yanlış görüş sonunda -her küçük şey gibi sevimli zararsız olduklarını sanarak- yanlarına sokulmakla da kendi ölümüne kendi ayağıyla gitmiş oldu...

YAZAR : Abdullah Ziya Kozanoğlu

İNDİR ve OKU

Atlı Han - Abdullah Ziya Kozanoğlu

İsa’nın doğumundan beri 451 yıl geçmişti. Büyük bir uğultu… kılıçların, tunçların birbirine çarpmasından çıkan şakırtılar, araba gıcırtısı, şarkı sesleri birbirine karışıyor, önünde bütün dünyaya meydan okuyan Atilla’ nın dokuz ve sungurlu bayrağı dalgalanan bir ordu doğudan akıyor. Akın !.. Akın!.. Akın!..

YAZAR : Abdullah Ziya Kozanoğlu

İNDİR ve OKU

Gültekin - Abdullah Ziya Kozanoğlu

"Bayrağını düşmana kaptırma! "Yurduna yabancı ayak bastırma! "Düşmanın verdiği öğütlere kanıp kardeşlerini küçük görme!

"Yurdunu bırakıp yağıya yanaşma!

"Ey büyük türk ulusu" 

Dünyada yapamayacağın hiçbir iş yoktur; çünkü sen Gültekin gibi kahramanlar yetiştirmiş bir ulusun oğlusun! Bunu böyle gör, böyle dinle! Bayrağımızın rengi solmasın, gölgelice kaba ağaçlarımız kesilmesin, ulusumuzun arasına ikilik girmesin, yurdumuza yağı ayak basmasın, ey büyük Türk ulusu!

(Arka Kapak)

YAZAR : Abdullah Ziya Kozanoğlu

İNDİR ve OKU

Doğu Karadenizde Türkler - İbrahim Tellioğlu

Kitap Adı:  Doğu Karadenizde Türkler 
Yazar:  İbrahim Tellioğlu 
Yayıncı:  Serander Yayınları 
Sayfa Sayısı:  232 

Doğu Karadeniz Bölgesi tarih öncesi dönemlerden itibaren iskana açılmış bir sahadır.Bu dönemden Osmanlı hakimiyetine kadar yöreye yerleşen topluluklar içinde Türkler en önemlilerinden biridir.Osmanlı Devleti, Doğu Karadeniz Bölgesine Kimmer-İskit göçleriyle başlayan ve Oğuz iskanı ile son bulan Türk yerleşmesi neticesinde hakim olduğundan, büyük ölçüde Türk yurdu haline gelmiş bir coğrafyayı ele geçirmişti.

İNDİR ve OKU

Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi - Borisoviç Lutskiy

Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilen, önde gelen Arap tarihi uzmanlarından Vladimir Borisoviç Lutskiy’nin (1906-1962) kaleme aldığı Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi, Arapların sistematik bir tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişimlerden biridir. Lutskiy bağımsız bir tarih disiplini olarak Arap ülkelerinin modern tarihi alanındaki eğitimine 1930’larda başladı. Kendisini tamamen konusuna adamış hevesli biri olarak, yeni yollar denemekten hiçbir zaman çekinmeyen yazar, haklı olarak Sovyet Arap tarihçileri okulunun kurucusu olarak kabul edilir.

Lutskiy, Arap ülkelerinin tarihinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başındaki I. Dünya Savaşı’na kadar uzanan yaklaşık 500 yıllık bir dönemini ana hatlarıyla ele alır, nirengi noktalarını verir; Arap tarihini sistematikleştirir ve genelleştirir. Lutsky Marksist bir bakış açısıyla yazar. Avrupa devletlerinin sömürgeci politikalarını şiddetle eleştirir ve bu onların Doğu’daki varlıklarının bölgenin kaderi üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koyar.

İNDİR ve OKU

24 Ocak 2018 Çarşamba

Türk Kurtuluş Savaşı'nda Sovyetler Birliği Türkiye ilişkileri - Stefanos Yerasimos

Stefanos Yerasimos, bu kitabında Osmanlı İmparatorluğu´nun son dönemi ve Ekim Devrimi´yle ileri bir aşamaya geçen Türk-Sovyet ilişkilerini ele alıyor. 

Yazar, bu yeni dönemde Sovyetler Birliği´nin tüm dış ilişkilerini, bu arada Türk-Sovyet ilişkilerini de kapsayan Dokumenti Vneşney Politiki SSSR´deki (SSCB Dış Politika Belgeleri) belgelerden kaynaklanarak iki ülke arasındaki ilişkileri ve Yeni Türkiye´nin gelişimini Kurtuluş Savaşından başlayarak Lozan Konferansı´na dek adım adım inceliyor. 

Türk-Sovyet ilişkilerini Türkiye´nin diğer ülkelerle olan ilişkileri bütününden koparmadan inceleyen yazar, Kurtuluş Savaşı yıllarının toplumsal ve ekonomik çerçevesini, ince denge hesaplarını, dostluk, kuşku ve bunalımları, karar ve kararsızlık dönemlerini çeşitli kaynak ve belgelerle besleyerek sergiliyor. 

İlk ilişkilerinin kurulmasından, Mustafa Suphi ve arkadaşlarınnın uğradığı suikaste, Ankara´daki yönetici kadronun iç çekişmelerinden Lozan Konferansı´na uzanan Cumhuriyet Türkiyesi´nin doğuşunun karmaşık ortamında iç içe giren ilişki ve çelişkiler yumağını somut durumlarıyla ortaya koyan bu çalışmanın önemli bir yanı da kitaptaki belgelerin hemen hepsinin -birkaçı dışında- Türkçede ilk kez yayımlanıyor olmasıdır. 

Yalnızca bir belge aktarımı olmakla kalmayıp bu belgeler arasındaki ilişki ve bağlantıyı da ayrıntılarıyla inceleyen bu kitabın, Kurtuluş Savaşının ekonomik-politik gelişiminde bunların nicel-nitel katkılarının ne gibi aşamalardan geçip hangi noktalara ulaştığını da sergileyeceğine ve sunduğu tüm yeni bilgi ve belgelerle bu konudaki görüşlere yeni boyutlar getireceğine inanıyoruz.

(Arka Kapak)   

İNDİR ve OKU

23 Ocak 2018 Salı

2012 Mardukla Randevu - Burak Eldem

Güneş sistemimizde son sınır, Pluton değil. Modern astronomların 1930 lardan beri "Gezegen X" kod adıyla izini sürdükleri, ancak yerini henüz saptayamadıkları dev bir gök cismi, kuyrukluyıldızlara benzeyen eliptik yörüngesiyle her 3661 yılında bir dünyamızın yakınından geçiyor. 

Sümerler ona "Geçiş Gezegeni" anlamında Nİ.Bİ.RU dediler; Babil astronomlarıysa güçlü tanrıları MARDUK un adıyla onurlandılar; Mısır da, "Milyonlarca Yılın Gezegeni" diye anıldı. Son yörünge geçişini İ.Ö. 1649 yılında yapan bu dev gök cismi, Thera yanardağının patlamasını da içeren bir dizi doğal afete yol açmış; aralarında "Mısır dan Çıkış"ın da (Exodus) bulunduğu mitlere esin kaynağı oluşturmuş; Yakındoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde siyasi ve sosyal dengeleri altüstü etmişti.

Maya kozmolojisine göre içinde bulunduğumuz çağın, yani Beşinci Güneş in bitiş tarihi olan 2012 yılının kahramanı, yine bu gizemli dev gezegen. 3661 yılını tamamlamak üzere olan MADRUK, çok yakında bir kez daha güneş sistemimizde boy gösterecek. 

Bunun içindir ki Yeni Dünya Düzeni nin küresel egemenleri, büyük kaos başlamadan baş ağrısı oluşturabilecek bölgelerdeki potansiyel Hiksosları tasfiye etme yolunda bir dizi büyük operasyonu, gizleyemedikleri bir acelecilikle devreye sokmaya çalışıyorlar.

YAZAR : Burak Eldem

İNDİR ve OKU

19 Ocak 2018 Cuma

Alafrangalığın Tarihi - Hilmi Yavuz

Hilmi Yavuz|a ait Alafrangalığın Tarihi adlı eser. Alafrangalığın Tarihi, alışılmış türden bir tarih kitabı değil: Osmanlı|dan Cumhuriyet|e dönüşüm sürecinde elbette Cumhuriyet|ten sonra, alafrangalık, doğrudan doğruya modernleşmenin zihni arkaplanını yeniden inşa etme bağlamında bir |kavram tarihi| olarak ele alınmaktadır. 

Hilmi Yavuz|a göre, |alafrangralık| kavramının tarihi; modernleşme, Oryantalizm, rasyonalite (ve dolayısıyla, Aydınlanma) kavramlarının alımlanış biçimleri ile üstbelirlenmiş bir tarihtir ve Osmanlı-Türk alafrangalığının, bu üç temelkoyucu kavramın karşılıklı ilişkilerinin belirlediği bir problematik olarak okunması gerekir. 

Bu doğrultuda alafrangalık, Oryantalizm olarak alımlanıp temellük edilmiş Batı modernizmini, rasyonel ve Aydınlanmacı bir dönüşüm olduğunu zannetmekten ibaret yanlış bir bilinçlenmedir.

İNDİR ve OKU

31 Ekim 2017 Salı

Milattan Önce İlginç Yönleriyle Eski Çağ

Eski Çağ tarihi üzerine çalışması olan Milattan Önce tarih öncesi dönemlerden insanın yaratılışına ve ilkçağ medeniyetlerine kadar geniş zaman diliminde yaşanan ilginçliklere konunun uzmanı bir bilim adamının kaleminden yer veriyor. Evrim teorisinin tarihle nasıl desteklendiğinden, tarihin çağlara ayrılmasında yapılan hatalara; İstanbul’un yedi tepeli olup olmadığından, Eti ve Hitit diye medeniyetlerin olup olmadığına kadar çok çeşitli konular akıcı, anlaşılır, keyifli bir üslupla ele alınıyor.

İNDİRME ADRESİ