T- TÜRK KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
T- TÜRK KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2018 Pazar

Türkiyede Milli Şef Dönemi (1938-1945) - Cemil Koçak

Koçak’ın iki ciltlik araştırması, Atatürk döneminin son siyasal tecrübelerinden Savaş’ın bitimine dek uzanıyor: Türkiye, dış politika açısından “netameli” ve bir dönemi geride bırakmış; iç siyasal gelişmeler, bugün bile izleri silinmemiş karar, uygulamalarla biçimlenmiş, iktisadî alanda önemli değişimler yaşanmıştır. Birinci cilt, Atatürk - İnönü ilişkileri ve çatışmalarından başlayarak, Bayar hükümeti, İnönü’nün geçmiş dönemle hesaplaşmaları ve Savaş yıllarının dış politika stratejileri üzerinde yoğunlaşıyor.

İNDİR ve OKU

Türkiyede Çok Partili Hayata Geçiş - Taner Timur

Çok partili hayata 1945'te geçtik. 

Ocak 1946'da kurulan Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara geldi. 

Böylece "demokrasi"ye geçmiş mi olduk? 

1960'larda siyasal rejimimizi "biçimsel demokrasi","Filipin demokrasisi", "cici demokrasi" gibi sıfatlarla niteleyen eleştirilere bugün yenileri de katılmış bulunuyor. "46 Hareketi" bir "karşı-devrim" miydi? 

Rejimimizi neden "ara rejim"siz işletemiyoruz? Yoksa Türk Demokrasisi'nin bir "ilkelgünahı"mı vardı? "1946 Ruhu"bir efsane miydi? DP'nin kuruluşundaki "muvazaa" tartışmalarının, "müfritılımlı" ayrımlarının bugünkü "takiyye" tartışmalarının andıran bir yönü var mıydı? 

Ülkeyi İkinci Dünya Savaşı'nın dışında tutan İnönü, ilk özgür seçimlerde iktidardan neden kovuldu. 

İşte yanıtlarını ancak 1946-1950 dönemini bütün boyutlarıyla inceleyerek verebileceğimiz temel bazı sorular... 

Bu yapıtı, yukarıda dile getirilen sorular etrafındaki kuşkularınızı giderinceye kadar elinizden bırakamayacaksınız.

İNDİR ve OKU

Türkiye Büyülü Hapishanem - Yalçın Küçük

"Kendi halinde "insanlık" olur mu, diğer insanların görüp de teslim etmedikleri bir "insanlık" demek istiyorum ve olması gereklidir. Mutlak ve bağımsız bir "insanlık" dönüşülmelidir; atasözlerini, halk felsefesi cümleleri sayacak olursak, dilimizdeki insan kıymetini insan bilir.. sözüne baktığımızda bunun kolay olmadığını görebiliyoruz. İnsan bilmese de insan olmalıdır ve diğer insanlardan bağımsız bir insanlık olduğuna inanıyorum; bu, yaşama gücümüzdür."

Ben cezaevi sırrını Dostoyevski'de çözdüm; gardiyanlık insan iradesini kırma mesleğidir, diyordu. Tek kelimeyle dâhiyane;dâhi, çok hızlı görebilendir ve bu nedenle bazen görünmeyeni görendir. Hapsetmenin bir tek fonksiyonu var: bireyde istemeyi ortadan kaldırmak. Dün ve bugün, cezaevinin esansı budur ve bu da insanlık dışıdır. Şimdi o demir ranzaya bakıyorum, ne kadar çiçekli; her tarafını ve bu arada her tarafımı çiçekle donatmış olduğum anlaşılıyor. Bir tek burun deliklerimde çiçek yok; sanki duvar ve demirin cansızlığından, çiçekle intikam alıyordum. Hep çiçek istiyordum. Herkes çiçek istiyordu. Fakat, Dostoyevski,bir dâhidir ve hapishane, istemeye düşmandır...

İNDİR ve OKU

Türkiye Tarihi - Hamit Bozarslan

Tarihçi ve siyaset uzmanı Hamit Bozarslan, 13. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun ve Selçuklu Devleti’nin kalıntıları üzerine kurulan ve yedi yüzyıla yakın hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi üzerinden günümüz Türkiyesi’ni anlamaya çalışıyor. 

Bir dünya imparatorluğu ve mutlak bir Müslüman gücü olmayı başaran bu sıradışı devletteki sürekliliklerin, aynı zamanda yüzyıllar içindeki sert kopuşların izini sürerek, “Türkiye tarihi” denen karmaşık konuyu, kendi özgüllükleri içinde olduğu kadar başka mekânlarla etkileşimleri ve bağımlılıkları içinde de ele alarak tartışıyor. 

Bozarslan, Türkçe baskıya yazdığı önsözle, ayrıca bugün siyaset gündemimizi belirleyen dinamikleri anlamamızı sağlayacak önemli ipuçları veriyor. “Türkiye’de ‘toplum yaratmak’, geçmişteki İttihatçı teşebbüslerin yenilgisini kabul ederek, etnik, inançsal, politik ve ‘uygarlıksal’ çoğulculukların meşruluğunu –bunların güncel kamusal sahnede ifade ettikleri kopukluklarla birlikte– nihayet kabul etmeyi gerektirir.

Türkiye’nin, bütün 19. ve 20. yüzyıllar boyunca sıklıkla ve şiddetli bir şekilde zemini olduğu radikal başkaldırıların yeni dalgalarını önlemesini, biçimsel kurumsal çerçevelerin ötesinde, sadece radikal biçimde yeniden tanımlanmış bir demokrasi sağlayabilir.”

HAMİT BOZARSLAN

İNDİR ve OKU